basında biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
basında biz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Aralık 2013 Çarşamba

Sosyal Medya'da Lulutata.com! (gezgindoganlar.wordpress.com)

2005 yılından bu yana aktif olan beynelmilel bir blogger: gezgindoganlar.wordpress.com. Lulutata.com'un Anne Yazar'lar kısmında da yazıyor üstelik. Lulutata.com'dan bahsettiği harika yazısı:

Nurtopu gibi bir sitemiz oldu, www.lulutata.com !

Gectigimiz Eylul ayinda kuzenden bir mail aldim, bir websitesi acacagim, senin blogda yazdiklarin da benim bu websitesine uyuyor benim icin de yazi yazar misin acaba diye soran bir email. Benim yazilarimin en buyuk takipcilerinden zaten Ozlem, yani alici gozle okudugunu biliyorum, kayirmaca yok.

Eh ben bu firsati kacirmadim tabii hemen atladim bu fikre.
Yolladim bir yazi basladim beklemeye.
Sonra bir sure ses cikmadi, catladim tabii.
Zamaninda onume cikan bu tip bir baska firsati acemilik, takipsizlik gibi sebeplerden kacirmisim, zaten kendime acaip sinirliyim o yuzden. Bu sefer de oyle olsun istemiyordum. Ama biliyorum kizin isi basindan askin, kizdirmaya gelmez, al yazini da git derse ya!
Bir firsat yaratip bir yazi daha yolladim, hani Kasim’i kacirdik Aralik ayi anlam ve onemine gore birseyler yazdim istersen bunu koy seklinde. Maksat durum nedir diye ogrenmek tabii, yazi bahaneJ

Neyse efendim sabreden dervis muradina erermis diyerekten biz de muradimiza erdik, aylardir bekledigimiz sitemiz, www.lulutata.com acildi. Ve itiraf ediyorum bekledigimden cok daha detayli, harika bir site olmus.

Sitenin sahibi Ozlem benim kuzenimin esi olur, 4 yasinda bir oglu bir de 1 yasinda kizi var, dunyalar tatlisi ikisi de. Anneyi oyalamak, mesgul tutmak icin turlu afacanliklar pesindeler, ama iste annemiz yine de kendine ve de kendi icin zaman ayirabilmis.
Hepimizin aklinda bir seyler yapmak var, yaptigimiz isten zevk almak ya da zevk aldigimiz isi yapmak en buyuk hayalimiz. Cafe acanlar, kitap yazanlar,  masallah herkes yazar, herkes fotografci bu ara. Ozlem’in de bir blogu var zaten kimin yok ki. Ama butun bunlari bir cati altinda toplamak, orada burada ucusan bilgileri toparlayip en uygun ve kolay hazmedilir yolla ilgiliye sunmak ayri bisey, henuz herkesin harci degil. Merak ettim, anlat bana nasil oldu da buraya kadar getirebildin diye sordum. Neyse ki mailde yaz demisim malum uluslarasi arasi roportaj biraz pahali olurdu. Elinden geldigince yaziya dokmus hatta sanki Oscar’i kazandiniz demisim gibi, emegi gecenlere tesekkur ettigi bir bolumu bile var. J
Eminim okudukca ah ben de yapacaktim diyeceginiz turden bir hikaye Ozlem’in lulutata’ya kavusma hikayesi:

4 seneyi geçkindir bir homeoffice hayatım var. Efe’ye hamileyken aktif iş hayatıma ara verme kararı aldım. Ama hiçbir zaman da ‘ev hanımı’ olamadım. Şöyle ayaklarımı uzatıp dinlendiğim pek nadirdir. Önce yine başka bir iş kurdum, sigortacılık. Sıfırdan öğrendim, çok emek verdim, eğitimlerine gittim, sertifikalarını aldım. Hala da devam ediyorum. Bazen o iş bu iş derken yoruluyorum, bir azaltıma mı gitsem diyorum ama vazgecemiyorum bir yandan daJ Nerdeyse 2 senedir yine part-time’in da part-time’ı kayınpederimin yabancı ortaklı işinde hem pazarlama, hem insan kaynakları, aslında ne iş olsa yaparım tarzında işler yürüttüm. Çok şey öğrendim ondan, sayesinde paslanmadım tam tersine kendimi geliştirdim. ( kendine guven)

Ama bir türlü de asıl yapmak istediğim, hani şu ‘hobisini işe dönüştürme’ veya ‘işine aşkla bağlanma’ mertebesine de gelemedim. Sonra, bebeğimi emzirdiğim süre zarfında, elimden hiç düşmeyen akıllı telelefonum, internet merakım ve teknoloji bağımlılığım gece sabahın 5’inde aklıma bir şey düşürdü. Eren’e açtım hemen konuyu, ‘harika bir fikir yapalım bunu!’ dedi. Başlarda sadece beni geçiştiriyor sandım, yada gercekten öyleydi J ama benim 1-2 gün sonra bilgisayarda hazırladıgım ekran görüntülerini ve içerik planlarımı görünce, işin ciddi oldugunu o da bir kez daha idrak etti. Eren’imle başladı her şey, her zamanki gibi bana inandı, ‘yapalım bunu!’ dedi. (en yakinlarinin inanci ve destegi)

Eren’in cok güvendiği yazılımcı bir arkadaşına konuyu actık, o da fikri beğendi. Ve bir toplantı yaptık, 1-2 gün içinde bu işe başladık. Aylardan Mayıs idi!   Sonrasında bakış açımızın birebir örtüştüğü ‘yazılım ekibi’; logomu tasarlayan dünya tatlısı Şuşu (şuşunun öyküsü);  ‘Benim için yazı yazar mısın?’ dediğimde işini gücünü bırakıp, yazı hazırlayan yakınlarım ve arkadaşlarım (sen, Cüneyt amca, arkadaşlarım: canel, sosyal güve, denizdogatoprak); 9 ay 10 günlük hamileliğini bana her hafta uzun uzun yazan çocukluk arkadaşım; detaylara takıldığımda beni, her zaman olduğu gibi, hemen silkeleyip kurtaran canım kapkam; instagramdan tanıdığım ve hayatımda yeni bir sayfa açmama vesile olan, bana ilk ışığı yakan, sevgili Ülkü (fotografik hatıralar); dualarını hiç eksik etmeyenler… Daha buraya yazamadığım o kadar çok kişinin emeği var ki bu işte. Hepsine ne kadar teşekkür etsem az. 

Her şey başından beri öyle yolunda gitti ki. Onun pozitifliğiyle güzel bir şey çıktı bence ortaya. Daha da gelişecek site. Sadece biran evvel açmak istedik artık. Geliştiriceğimiz kısımların hepsi şimdiden belli.

Hamilelik bitti, 3. bebeğim Lulutata dogdu ve asıl iş şimdi başlıyor!
Ozlem, doğru insanların nasıl olup da aynı  zincirin birer halkası olarak bir araya geldiğine hala şaşırıyorum diyerek bitirmis mesajini. Oysa ben artik hic sasirmiyorum diyerek cevap verdim; Bu basit bir Karma olayi, sen hayattan, kimden ne isteyecegeni bildigin surece istedigine ulasmak cok kolay.