2005 yılından bu yana aktif olan beynelmilel bir blogger: gezgindoganlar.wordpress.com. Lulutata.com'un Anne Yazar'lar kısmında da yazıyor üstelik. Lulutata.com'dan bahsettiği harika yazısı:
Nurtopu gibi bir sitemiz oldu, www.lulutata.com !
Gectigimiz Eylul ayinda kuzenden bir mail
aldim, bir websitesi acacagim, senin blogda yazdiklarin da benim bu websitesine
uyuyor benim icin de yazi yazar misin acaba diye soran bir email. Benim
yazilarimin en buyuk takipcilerinden zaten Ozlem, yani alici gozle okudugunu
biliyorum, kayirmaca yok.
Eh ben bu firsati kacirmadim tabii hemen
atladim bu fikre.
Yolladim bir yazi basladim beklemeye.
Sonra bir sure ses cikmadi, catladim tabii.
Zamaninda onume cikan bu tip bir baska firsati
acemilik, takipsizlik gibi sebeplerden kacirmisim, zaten kendime acaip
sinirliyim o yuzden. Bu sefer de oyle olsun istemiyordum. Ama biliyorum kizin
isi basindan askin, kizdirmaya gelmez, al yazini da git derse ya!
Bir firsat yaratip bir yazi daha yolladim,
hani Kasim’i kacirdik Aralik ayi anlam ve onemine gore birseyler yazdim
istersen bunu koy seklinde. Maksat durum nedir diye ogrenmek tabii, yazi bahaneJ
Neyse efendim sabreden dervis muradina erermis
diyerekten biz de muradimiza erdik, aylardir bekledigimiz sitemiz, www.lulutata.com acildi. Ve itiraf ediyorum
bekledigimden cok daha detayli, harika bir site olmus.
Sitenin sahibi Ozlem benim kuzenimin esi olur,
4 yasinda bir oglu bir de 1 yasinda kizi var, dunyalar tatlisi ikisi de. Anneyi
oyalamak, mesgul tutmak icin turlu afacanliklar pesindeler, ama iste annemiz
yine de kendine ve de kendi icin zaman ayirabilmis.
Hepimizin aklinda bir seyler yapmak var,
yaptigimiz isten zevk almak ya da zevk aldigimiz isi yapmak en buyuk hayalimiz.
Cafe acanlar, kitap yazanlar, masallah
herkes yazar, herkes fotografci bu ara. Ozlem’in de bir blogu var zaten kimin
yok ki. Ama butun bunlari bir cati altinda toplamak, orada burada ucusan
bilgileri toparlayip en uygun ve kolay hazmedilir yolla ilgiliye sunmak ayri
bisey, henuz herkesin harci degil. Merak ettim, anlat bana nasil oldu da buraya
kadar getirebildin diye sordum. Neyse ki mailde yaz demisim malum uluslarasi
arasi roportaj biraz pahali olurdu. Elinden geldigince yaziya dokmus hatta
sanki Oscar’i kazandiniz demisim gibi, emegi gecenlere tesekkur ettigi bir
bolumu bile var. J
Eminim okudukca ah ben de yapacaktim
diyeceginiz turden bir hikaye Ozlem’in lulutata’ya kavusma hikayesi:
4 seneyi geçkindir bir
homeoffice hayatım var. Efe’ye hamileyken aktif iş hayatıma ara verme kararı aldım. Ama hiçbir
zaman da ‘ev hanımı’ olamadım. Şöyle ayaklarımı uzatıp dinlendiğim pek nadirdir. Önce yine başka bir iş kurdum,
sigortacılık. Sıfırdan öğrendim, çok emek verdim, eğitimlerine gittim,
sertifikalarını aldım. Hala da devam ediyorum. Bazen o iş bu iş derken yoruluyorum, bir
azaltıma mı gitsem diyorum ama vazgecemiyorum bir yandan daJ Nerdeyse 2 senedir yine part-time’in da
part-time’ı kayınpederimin
yabancı ortaklı işinde hem pazarlama,
hem insan kaynakları, aslında ne iş olsa yaparım tarzında işler yürüttüm. Çok
şey öğrendim ondan, sayesinde paslanmadım tam tersine kendimi geliştirdim. ( kendine guven)
Ama bir türlü de asıl yapmak istediğim, hani şu ‘hobisini işe dönüştürme’ veya ‘işine
aşkla bağlanma’ mertebesine de gelemedim. Sonra, bebeğimi emzirdiğim süre zarfında, elimden
hiç düşmeyen akıllı telelefonum, internet merakım ve teknoloji bağımlılığım gece sabahın
5’inde aklıma bir şey düşürdü. Eren’e açtım hemen konuyu, ‘harika bir fikir
yapalım bunu!’ dedi. Başlarda sadece beni geçiştiriyor sandım, yada gercekten
öyleydi J ama benim 1-2
gün sonra bilgisayarda hazırladıgım ekran görüntülerini ve içerik planlarımı görünce, işin ciddi
oldugunu o da bir kez daha idrak etti. Eren’imle başladı her şey, her zamanki gibi
bana inandı, ‘yapalım bunu!’ dedi. (en yakinlarinin inanci ve destegi)
Eren’in cok güvendiği yazılımcı bir arkadaşına konuyu actık, o da fikri beğendi. Ve bir toplantı
yaptık, 1-2 gün
içinde bu işe başladık. Aylardan
Mayıs idi! Sonrasında bakış açımızın birebir örtüştüğü ‘yazılım ekibi’; logomu
tasarlayan dünya tatlısı Şuşu (şuşunun öyküsü); ‘Benim
için yazı yazar mısın?’ dediğimde işini gücünü bırakıp, yazı hazırlayan
yakınlarım ve arkadaşlarım (sen,
Cüneyt amca, arkadaşlarım:
canel, sosyal güve, denizdogatoprak); 9 ay 10 günlük hamileliğini bana her hafta uzun uzun yazan çocukluk arkadaşım; detaylara takıldığımda beni, her zaman
olduğu gibi, hemen silkeleyip kurtaran canım kapkam; instagramdan tanıdığım ve hayatımda
yeni bir sayfa açmama vesile olan, bana ilk ışığı yakan, sevgili Ülkü
(fotografik hatıralar); dualarını hiç eksik etmeyenler… Daha buraya yazamadığım
o kadar çok kişinin emeği var ki bu işte. Hepsine ne kadar teşekkür etsem
az.
Her şey başından beri öyle yolunda gitti ki. Onun pozitifliğiyle güzel bir
şey çıktı bence ortaya. Daha da gelişecek site. Sadece biran evvel açmak
istedik artık. Geliştiriceğimiz kısımların hepsi şimdiden belli.
Hamilelik
bitti, 3. bebeğim Lulutata dogdu ve asıl iş şimdi başlıyor!
Ozlem, doğru
insanların nasıl olup da aynı zincirin birer halkası olarak bir araya
geldiğine hala şaşırıyorum diyerek bitirmis mesajini. Oysa ben artik hic
sasirmiyorum diyerek cevap verdim; Bu basit bir Karma olayi, sen hayattan, kimden ne isteyecegeni
bildigin surece istedigine ulasmak cok kolay.